TARIMDA ERKEN UYARI SİSTEMİ, ÜRETİCİNİN KULAĞIDIR
Danışman, saha sinyalini zamanında toplarsa kriz büyümeden
söner.
Tarımda kriz, çoğu zaman bir anda başlamaz, önce küçük
sinyaller verir. Yaprakta renk değişimi, tarlada düzensiz çıkış, sulama suyunda
azalma, maliyet kalemlerinde ani sıçrama, pazarda talep daralması, hastalık ve
zararlı yoğunluğunda artış gibi göstergeler, krizin habercisidir. Sorun, bu
sinyallerin çoğunlukla kayda girmemesi ve karar mekanizmasına zamanında
taşınmamasıdır. Erken uyarı sistemi, tam da bu nedenle üreticinin kulağıdır.
Sahadaki sesi büyümeden duyan, ölçeklenmeden önce yöneten, kayba dönüşmeden
önce söndüren bir refleks üretir.
ANAÇİM perspektifinde erken uyarı, teknoloji meselesinden
önce bir yönetişim meselesidir. Sensör, uydu, meteoroloji, uygulama ve
platformlar değerli araçlardır, ancak esas belirleyici olan, sahadan gelen
sinyalin hangi standarda göre toplanacağı, nasıl doğrulanacağı, nasıl
sınıflandırılacağı ve hangi kurumun hangi zaman penceresinde aksiyon
alacağıdır. Bu yapı kurulmadığında en iyi veri bile geç kalır. Geç kalan veri,
çoğu zaman yalnızca hasarı ölçer, hasarı önlemez.
Erken uyarı sisteminin omurgası üç katmandan oluşur. Birinci
katman saha sinyalidir. Üreticinin ve danışmanın gözlemi, sahadaki ilk
ve en güçlü sensördür. İkinci katman doğrulamadır. Sinyal tek bir
kaynaktan geliyorsa yanıltıcı olabilir, bu nedenle danışman gözlemi, basit
ölçümler, fotoğraf kayıtları, yerel meteorolojik veriler ve mümkünse komşu
parsellerden çapraz teyitle güçlendirilmelidir. Üçüncü katman eşik ve
aksiyon protokolüdür. Sinyal var, ama ne zaman alarm olur, kim devreye
girer, hangi müdahale paketi uygulanır, hangi süre içinde sahaya dönüş yapılır.
Bu soruların yanıtı yoksa erken uyarı sadece bildirim sistemine dönüşür.
Burada tarım danışmanının rolü stratejiktir. Danışman,
üreticinin gündelik gerçeğine en yakın teknik omurgadır. Doğru eğitim, standart
formlar ve net KPI seti ile danışman, krizi büyüten belirsizliği azaltır. Çünkü
danışman sahadan sinyali zamanında toplarsa, kamu ve piyasa refleksi gecikmez.
Hastalık ve zararlı dalgası erken yakalanır, su stresi büyümeden ürün deseni ve
sulama yönetimi gözden geçirilir, maliyet şoku yayılmadan tedarik ve finansman
seçenekleri devreye alınır, pazar daralması başlamadan sözleşmeli satış ve ürün
kabul kanalları güçlendirilir. Bu yaklaşım, tarımda yangın söndürmek yerine
yangını önlemeyi mümkün kılar.
ANAÇİM’in “saha, veri, rapor, karar, uygulama, izleme”
döngüsünde erken uyarı, döngünün hızlandırıcı motorudur. Saha sinyali standart
formata girer. Veri doğrulanır ve risk bantlarına ayrılır. Rapor, kısa ve
aksiyon odaklı bir “uyarı notu” formatına dönüşür. Karar, önceden tanımlanmış
eşiklere göre otomatikleşir. Uygulama, sahaya geri dönüşle görünür hale gelir.
İzleme ise hem müdahalenin sonucunu hem de sistemin doğruluğunu test eder.
Böylece her kriz, aynı zamanda sistemi geliştiren bir öğrenme fırsatına dönüşür.
Erken uyarı sistemi kurulurken yapılması gereken en kritik
tasarım, göstergeleri sade ama etkili tutmaktır. Çok sayıda gösterge sistemi
boğar, az gösterge sistemi körleştirir. Bu nedenle her havza için, su, hastalık
ve zararlı, maliyet, pazar erişimi gibi başlıklarda sınırlı sayıda “altın
gösterge” seçilmeli, her göstergenin eşikleri tanımlanmalı, eşik aşılınca
uygulanacak müdahale paketi önceden belirlenmelidir. Müdahale paketleri de tek
maddelik değil, teknik, finansal, lojistik ve iletişim
bileşenlerini birlikte içermelidir. Sahaya dönüş hızı, erken uyarının gerçek
değerini belirler.
Bu sistemin bir diğer avantajı güven üretmesidir. Üretici,
“kriz büyümeden yanımda bir mekanizma var” duygusunu hissettiğinde, üretim
kararını ertelemez, panik davranışına yönelmez, yanlış uygulamalara daha az
düşer. Kamu, sahadaki durumu geç öğrenmez, kaynakları son dakika dağıtmaz, daha
düşük maliyetle daha yüksek etki üretir. Piyasa da daha öngörülebilir bir
zeminde çalışır. Çünkü belirsizlik azaldıkça spekülasyon alanı daralır.
Sonuç olarak tarımda erken uyarı sistemi, üreticinin
kulağıdır, çünkü krizin sesini büyümeden duyar. Danışman saha sinyalini
zamanında topladığında, veri doğrulandığında ve eşikler aksiyon protokolüne
bağlandığında, kriz büyümeden söner. ANAÇİM’in hedeflediği kurumsal akıl,
tarımı reaksiyonla değil öngörüyle yönetmektir. Bu öngörü kurulduğunda,
kayıplar azalır, güven artar, tarımın dayanıklılığı sistematik biçimde
yükselir.

0 Yorumlar