TARIMDA EN BÜYÜK KAYIP, VERİSİZ KARARDIR
Sahadan doğrulanabilir veri üretilmeden destek, plan ve fiyat
yönetilemez.
Tarımın kaderi, üretimden çok karar kalitesine bağlıdır. Bir
ülkenin tarımsal başarısı, alınan kararların doğruluğu ve zamanlamasıyla
ölçülür. Ancak kararın sağlamlığı, yalnızca veriye dayanıyorsa anlam taşır.
Türkiye’de tarımda yaşanan pek çok yapısal sorun, çoğu zaman üretim
eksikliğinden değil, veri eksikliğinden kaynaklanır. Plansız destekler,
yanlış zamanda verilen fiyat açıklamaları, havza gerçekliğiyle uyuşmayan üretim
yönlendirmeleri, hep aynı temel soruna işaret eder: doğrulanabilir saha
verisinin yokluğu.
Birçok üretici, sezon boyunca onlarca değişkenle mücadele
eder. Maliyetler yükselir, yağış rejimi değişir, hastalık ve zararlı baskısı
artar, pazar fiyatı oynar. Ancak bu dinamikler çoğu zaman ölçülmez, sadece
hissedilir. Oysa hissedilen risk ile ölçülen risk arasında büyük fark vardır.
Bir bölgede 100 üreticiden 80’i aynı hastalığı bildiriyorsa, bu durum yerel bir
sorun değil, politika önceliği haline gelir. Fakat bu bilgi, kayıt altına
alınmadıkça merkezde yalnızca bir “şikâyet” olarak kalır. İşte bu nedenle verisiz
karar, en pahalı karardır. Çünkü yanlış hedef, yanlış destek, yanlış
zamanlama doğurur ve kaynakları sessizce tüketir.
Tarımda veri eksikliğinin iki yönü vardır: toplanmayan
veri ve doğrulanmayan veri. Toplanmayan veri, karanlık bir alandır;
kimse ne olup bittiğini bilmez. Doğrulanmayan veri ise yanıltıcıdır; yanlış
bilgi, doğru karar sürecini sabote eder. Anadolu Çiftçi Meclisi (ANAÇİM) bu
boşluğu doldurmak için sahadan standart, doğrulanabilir ve
karşılaştırılabilir veri üretimini merkezine koyar. Her havzada aynı
formatta doldurulan saha formları, üretici gözlemini sistematik hale getirir.
Verinin ham halinden analiz edilmiş bilgiye dönüşmesi, politika tasarımının ilk
basamağını oluşturur.
Bir örnek vermek gerekirse, girdi maliyetlerinin tespiti çoğu
zaman genel endekslerle yapılır. Oysa aynı gübre, aynı bölgede, köyden köye
farklı fiyatlarla satılabilir. Üreticinin gerçek alım fiyatı, sahadan
ölçülmedikçe resmi istatistikle arasında uçurum oluşur. Bu durumda destek
miktarı doğru hesaplanmaz, üretici korunmaz, bütçe verimsiz kullanılır. ANAÇİM
modeli, bu farkı kapatmayı hedefler. Saha danışmanlarının gözlemleri, üretici
beyanları ve fiili piyasa fiyatları bir araya geldiğinde, gerçek maliyet
endeksi ortaya çıkar. Böylece politika yapıcı, masa başında değil, sahadan
gelen veriyle karar verir.
Veri olmadan plan yapılamaz, izleme sistemi kurulamaz,
performans ölçülemez. Bir üretim planının başarısı, üretim miktarından çok
doğruluğuyla ilgilidir. Hangi bölgede hangi ürünün ekileceğini, ne kadar su
kullanılacağını, hangi destek modelinin uygulanacağını belirleyen şey, ölçülebilir
saha gerçeğidir. Bu nedenle tarımsal planlama, artık bir tahmin işi değil,
bir veri mühendisliği süreci olmalıdır. ANAÇİM bu dönüşümün merkezinde
durur; çünkü üreticinin gündelik gerçeğini standart gözlemle politika girdisine
dönüştürür.
Bu sistem, yalnızca devleti güçlendirmez, üreticiyi de
güçlendirir. Çünkü veri, üreticinin sesini kanıta dönüştürür. Ses, geçici bir
etkidir; veri ise kalıcı bir argümandır. Bir çiftçi “su yetmiyor” dediğinde bu
bir şikâyettir, ama “toprak nem oranı %14’ün altına düştü” dediğinde bu bir
karardır. İşte bu fark, sahadan gelen bilginin standardize edilmesiyle oluşur.
Sonuç olarak, tarımda sürdürülebilirlik yalnızca üretimle
değil, ölçümle mümkündür. Destek, plan ve fiyat kararlarının temeli
sahadan doğrulanabilir veriyle kurulmadıkça, sistem daima reaktif kalır. ANAÇİM
bu döngüyü tersine çevirir: veriyi önceler, sahayı dinler, bilgiyi ölçer,
kararı besler. Çünkü tarımda en büyük kayıp ürün değil, verisiz karardır.

0 Yorumlar