ANAÇİM, TÜRKİYE’NİN TARIMSAL KARAR KALİTESİNİ YÜKSELTEN YENİ
KURUMSAL AKILDIR
Saha gerçeğini veriyle konuşan, çözümü izleyen ve sonuç
üreten model.
Tarımda asıl rekabet, daha çok konuşmakla değil, daha doğru
karar almakla kazanılır. Çünkü tarımsal sistem, aynı anda iklim, su,
maliyet, iş gücü, hastalık ve zararlı baskısı, lojistik
ve pazar erişimi gibi birbirine bağlı değişkenlerle yürür. Bu
değişkenlerden biri sarsıldığında zincirin tamamı etkilenir, üretici
yalnızlaşır, kamu refleksi gecikir, fiyat oynaklığı büyür. Bu nedenle
Türkiye’nin tarımsal gücü, sadece üretim miktarıyla değil, üretimi yöneten karar
kalitesi ile ölçülür.
Karar kalitesini düşüren en temel sorun, sahadaki gerçekliğin
karar masasına ham, dağınık ve karşılaştırılamayan bilgi halinde ulaşmasıdır.
Aynı risk, bir bölgede farklı kelimelerle anlatılır, başka bir bölgede
görünmeden büyür. Sonuçta kaynaklar doğru önceliğe gitmez, müdahaleler geç
kalır, destekler etki üretmez. ANAÇİM’in ortaya koyduğu yeni kurumsal akıl, bu
boşluğu kapatır. ANAÇİM, sahayı sadece dinleyen bir istişare zemini değil,
sahayı veriyle konuşturan, çözümü takip eden ve sonuç üreten bir
yönetim döngüsü kurar.
Bu modelin merkezinde, net bir işleyiş vardır. Saha, veri,
rapor, karar, uygulama, izleme. Saha, üreticinin gündelik gerçeğidir. Veri,
bu gerçeğin standart formlarla kayıt altına alınmış halidir. Rapor, verinin
doğrulanıp sınıflandırılarak karar diline çevrilmesidir. Karar, öncelik
setlerinin ve müdahale paketlerinin netleşmesidir. Uygulama, çözümün sahaya
geri dönmesidir. İzleme ise yapılan müdahalenin gerçekten işe yarayıp
yaramadığını ölçerek sistemi sürekli iyileştirmesidir. Bu zincir kurulmadan
tarım yönetimi reaktif kalır, yani kriz çıktıktan sonra müdahale eder.
ANAÇİM’in hedefi, krizi büyümeden gören ve yöneten bir kapasite üretmektir.
ANAÇİM’i yeni bir kurumsal akıl yapan unsur, sahayı duygu
diliyle değil, kanıt diliyle konuşmaya zorlamasıdır. Bu yaklaşım,
tarımda çatışma azaltır, güven üretir. Çünkü kişileri ya da kurumları hedef
alan tartışmalar yerine süreç ve veri konuşur. Üreticinin sesi, “şikayet”
olmaktan çıkar, doğrulanabilir kayıt haline gelir. Bu da karar
mekanizmasının hem hızını hem isabetini artırır. Verinin olmadığı yerde
öncelik, çoğu zaman görünür olanın lehine kayar. Verinin olduğu yerde öncelik,
riskin büyüklüğüne ve zaman penceresine göre belirlenir.
Modelin ikinci kritik farkı, her başlığı “konuşulmuş sorun”
olmaktan çıkarıp “kapanmış sorun” mantığına bağlamasıdır. ANAÇİM yaklaşımında
her sorun, uygulanabilir çözüm paketi ve sorumlu kurum matrisi
ile ele alınır. Çözüm paketi, tek cümlelik öneri değildir. Teknik müdahale,
finansman mekanizması, uygulama düzeni, saha eğitimi, iletişim ve izleme
bileşenleri birlikte kurgulanır. Sorumlu kurum matrisi ise görev paylaşımını
netleştirir. Kim sorumlu, kim uygulayıcı, kim danışılan, kim bilgilendirilen.
Bu netlik yoksa raporlar birikir, sonuç üretmez. Bu netlik varsa her toplantı,
sahaya dönen somut bir aksiyona dönüşür.
Üçüncü fark, destek ve planlama mekanizmasını göstergeye
bağlamasıdır. Tarımda destekler, hedef tanımı net değilse etki üretmez.
Uygulama izlenmiyorsa dönüşüm gerçekleşmez. Çıktı doğrulanmıyorsa sistem
öğrenmez. ANAÇİM, destekleri ve müdahaleleri ölçülebilir hedef, izlenebilir
uygulama, doğrulanabilir çıktı üçlüsüyle yönetilebilir hale getirir.
Bu yaklaşım, kaynak verimliliğini yükseltir. Aynı bütçeyle daha yüksek etki
üretmeyi mümkün kılar. Ayrıca piyasa açısından da önemlidir, çünkü
öngörülebilir arz ve daha düşük şok riski sağlar.
ANAÇİM’in ulusal ölçekte stratejik değeri, Türkiye’nin
tarımsal kararlarını bölgesel gerçeklikten koparmadan
standartlaştırabilmesidir. Türkiye, tek bir iklim ve tek bir maliyet yapısıyla
çalışan bir tarım ülkesi değildir. Havzalar arası farklar, tek tip politikanın
etkisini zayıflatır. ANAÇİM, bölgesel risk bantları ve öncelik setleriyle
ulusal stratejiyi sahaya uygun hale getirir. Böylece strateji, bir metin olarak
kalmaz, yaşayan bir yönetim sistemine dönüşür. Bu sistem, doğru kurgulandığında
devletin refleksini güçlendirir, üreticinin yalnızlık hissini azaltır, piyasa
oynaklığını düşürür ve gıda arz güvenliğini artırır.
Sonuç olarak ANAÇİM, Türkiye’nin tarımsal karar kalitesini
yükselten yeni kurumsal akıldır. Çünkü sahayı veriyle konuşturur, kararı sahaya
geri döndürür, uygulamayı izler ve sonuç üretir. Bu modelin en büyük gücü,
tarımı gündemle değil yönetişimle yönetmesidir. Gürültüyü azaltır,
kanıtı çoğaltır. Tepkiyi azaltır, öngörüyü büyütür. Türkiye’nin tarımsal
geleceği, daha fazla söylemle değil, daha yüksek karar kalitesiyle inşa
edilecektir. ANAÇİM, bu geleceğin kurumsal omurgasını kurma iddiasıdır.

0 Yorumlar