GENÇLİK VE KADIN, KIRSALIN YENİ ÜRETİM DENGESİDİR
Sosyal sermaye güçlenmeden üretim sürdürülemez.
Kırsal kalkınmanın en kritik eşiği artık yalnızca üretim
tekniği değildir, üretimi taşıyacak insan gücünün ve toplumsal bağların
korunmasıdır. Tarım, yaşlanan üretici profili, artan maliyet baskısı, iklim
dalgalanmaları ve pazara erişimdeki belirsizliklerle birlikte yeni bir döneme
girdi. Bu dönemde kırsalın ayakta kalmasını sağlayacak temel kaldıraç, gençlik
ve kadındır. Çünkü gençlik, yenilenme ve teknoloji adaptasyonudur.
Kadın, üretimin sürekliliği, hane dayanıklılığı ve yerel ağların kurucu
gücüdür. Bu iki alan güçlenmeden, kırsalın sosyal sermayesi genişlemez,
sosyal sermaye güçlenmeden de üretim sürdürülebilir bir sistem haline gelemez.
Tarımda sürdürülebilirlik çoğu zaman toprak, su ve iklim
üzerinden konuşulur. Bu başlıklar elbette stratejiktir. Ancak üretimi sahada
mümkün kılan, çiftçinin karar kalitesi, aile iş gücü, kooperatif dayanışması,
yerel güven ilişkileri, bilgi paylaşımı ve kriz anında birlikte hareket etme
kapasitesidir. Yani sistemin görünmeyen altyapısı olan sosyal sermayedir. Eğer
kırsalda gençler kalmıyorsa, bilgi aktarımı kopar. Eğer kadın görünür ve
yetkilendirilmiş bir üretim aktörü değilse, hane ekonomisi zayıflar, örgütlü
kapasite düşer, üretim kültürü kırılganlaşır. Bu kırılganlık, desteklerle
geçici olarak yumuşatılabilir, ancak kalıcı dönüşüm üretmez.
Gençleri tarıma çekmek, sloganla değil, net bir pakette
mümkündür. Birinci koşul öngörülebilir gelirdir. Genç, belirsizliğe
değil, planlanabilirliğe yatırım yapar. İkinci koşul pazar garantisidir.
Ürettiğinin satılacağını bilmeden tarıma girmez. Üçüncü koşul erişilebilir
finansmandır. Girdi finansmanı ve ekipman yatırımının yönetilebilir hale
gelmesi gerekir. Dördüncü koşul teknolojiyle prestijdir. Tarımın
dijitalleşmesi, sadece verimi artırmaz, mesleğin itibarını da yükseltir.
Beşinci koşul şehir merkezine yakın uygulanabilir modellerdir. Genç için
lojistik, eğitim, sosyal hayat ve aile düzeni ile uyumlu bir tarım kurgusu
şarttır. Bu bileşenler birlikte sunulmadığında, gençlik kırsalda kalmayı bir
gelecek planı olarak görmez.
Kadınlar açısından mesele, yalnızca üretime katılım değil,
karar süreçlerine katılımdır. Kadının görünürlüğü arttığında, üretimde
disiplin, kalite standardı, kayıt tutma, ürün işleme ve pazarlama kabiliyeti
güçlenir. Kadının kooperatif ve yerel örgütlenme içindeki rolü büyüdüğünde,
güven ilişkileri hızla yayılır, ortak tedarik ve ortak satış modelleri daha
kolay çalışır. Kadınlar eğitim, finansmana erişim ve pazarlama kanallarıyla
desteklendiğinde, kırsalda yalnızca gelir artışı değil, sosyal dayanıklılık artışı
da oluşur. Bu da göç baskısını azaltan, üretimi sürdüren bir etki yaratır.
ANAÇİM’in yaklaşımı bu noktada belirleyicidir. Çünkü ANAÇİM,
sahayı yalnızca dinleyen değil, sahayı veriyle görünür kılan ve çözüm
paketlerine dönüştüren bir modeldir. Gençlik ve kadın başlığında da aynı
disiplin gerekir. Önce sahadan standart veri toplanır. Gençlerin tarımdan
uzaklaşma nedenleri, finansman erişimi, pazar bağlantıları, eğitim ihtiyacı,
teknoloji adaptasyon düzeyi, kadınların üretim içindeki rolü, kooperatiflerde
temsili, pazara erişim kanalları netleştirilir. Sonra bu veri doğrulanır ve sınıflandırılır.
Ardından bölgesel önceliklere göre uygulanabilir çözüm paketleri tasarlanır. Bu
paketler, tek bir eğitim programına indirgenmez. Pazar bağlantısı, sözleşmeli
üretim altyapısı, kooperatif üzerinden tedarik ve satış, danışmanlık desteği,
dijital kayıt ve izleme, finansman modelleri birlikte kurgulanır.
Bu çerçeveyi ölçülebilir hale getirmek gerekir. Çünkü sosyal
sermaye iyi niyetle değil, göstergelerle yönetilir. ANAÇİM ölçeğinde her bölge
için izlenebilir bir gösterge seti kurulabilir. Örneğin genç üretici sayısının
değişimi, gençlerin kooperatif üyeliği ve sözleşmeli üretime katılımı, eğitim
modüllerini tamamlama oranı, dijital kayıt kullanan işletme oranı gibi
göstergeler izlenebilir. Kadınlar için kooperatiflerde temsil, liderlik
rolleri, ürün işleme ve markalama faaliyetlerine katılım, gelir çeşitliliği ve
finansmana erişim gibi göstergeler takip edilebilir. Bu göstergeler,
uygulamanın gerçekten dönüşüm üretip üretmediğini görünür kılar.
Sonuç olarak gençlik ve kadın, kırsalın yeni üretim
dengesidir. Çünkü üretimin sürekliliği, sadece toprağın verimiyle değil,
insanın sahada kalma iradesiyle mümkündür. Sosyal sermaye güçlenmeden üretim
sürdürülemez. ANAÇİM’in kuracağı veri temelli yönetişim, gençliği ve kadını
tarımın merkezine alan, pazarla entegre, ölçülebilir ve izlenebilir bir
dönüşümü mümkün kılar. Tarımın geleceği, sahada kalanların sayısıyla değil,
sahada kalanların yetkinliği ve dayanışma kapasitesiyle inşa edilecektir.

0 Yorumlar