81 İL TEK DİLLE YÖNETİLEMEZ, BÖLGESEL AKIL ŞARTTIR

 


81 İL TEK DİLLE YÖNETİLEMEZ, BÖLGESEL AKIL ŞARTTIR

Tarım, yerel gerçeklik olmadan merkezden optimize edilemez.

Türkiye’nin tarımsal gücü, 81 ilin aynı anda üretmesiyle değil, 81 ilin kendi gerçekliğine uygun biçimde yönetilmesiyle büyür. Çünkü tarım, tek tip bir endüstri hattı değildir. Aynı ülke sınırları içinde farklı iklim kuşakları, farklı su rejimleri, farklı toprak yapıları, farklı ürün desenleri, farklı hastalık ve zararlı baskıları ve farklı pazar erişim koşulları vardır. Bu çeşitlilik bir zenginliktir, ancak doğru yönetilmezse dağınıklığa dönüşür. Bu nedenle 81 il tek dille yönetilemez, bölgesel akıl şarttır.

Merkezden yönetim, strateji üretmek için gereklidir, ancak sahayı tek kalıba soktuğunda karar kalitesini düşürür. Çünkü tarımda optimizasyon, sadece matematiksel bir planlama işi değil, yerel riskleri ve fırsatları doğru okumayı gerektiren bir saha zekası işidir. Bir havzada su stresi ana riskken, başka bir havzada maliyet baskısı belirleyici olabilir. Bir bölgede hastalık ve zararlı baskısı üretimi tehdit ederken, diğerinde pazara erişim zinciri kırılganlaşabilir. Bu tabloyu tek bir destek paketiyle, tek bir takvimle ve tek bir iletişim diliyle yönetmek, kaynakları doğru hedefleyemez, müdahaleyi doğru zamanda yapamaz.

Bölgesel akıl, yerel gerçekliği “anlatı” olmaktan çıkarıp “karar girdisi” haline getiren kurumsal bir kapasitedir. ANAÇİM yaklaşımının bu noktadaki farkı, sahayı sadece dinlemekle yetinmemesi, sahayı standart veri ile konuşturmasıdır. Standart saha formlarıyla su erişimi, sulama kapasitesi, maliyet hareketleri, hastalık yoğunluğu, verim kaybı riskleri, pazara erişim ve lojistik sıkışmalar aynı dilde kayda girer. Bu veri doğrulanır, sınıflandırılır, risk bantlarına ayrılır. Böylece bölgesel akıl, sezgiye değil kanıta dayanır. Kanıta dayanan bölgesel akıl, ulusal stratejiyi zayıflatmaz, aksine güçlendirir, çünkü stratejiyi sahaya uygun hale getirir.

Tarımda yerel gerçeklik olmadan optimizasyonun mümkün olmamasının üç temel nedeni vardır. Birincisi, zamanlama farkıdır. Ekim, sulama, hastalık dönemleri, hasat, depolama ve pazara çıkış pencereleri bölgeden bölgeye değişir. Merkez aynı takvimi dayattığında, destek doğru bile olsa geç kalabilir. İkincisi, risk kompozisyonu farklıdır. Su, toprak, iklim, maliyet ve biyotik baskı her bölgede aynı şiddette değildir. Üçüncüsü, pazar bağlantıları farklıdır. Bazı bölgeler güçlü alım merkezlerine yakındır, bazıları lojistik dezavantaj yaşar. Bazı ürünler sözleşmeli modelle güvenceye alınabilir, bazıları için kalite ve kabul standardı en büyük engeldir. Bu farklar hesaba katılmadan kurulan optimizasyon, sahada karşılık bulmaz.

Bölgesel akıl, tek başına yerel yönetim veya yerel inisiyatif demek de değildir. Bölgesel akıl, ulusal hedeflerle uyumlu, ancak yerel farklılıkları tanıyan bir çok katmanlı yönetişim tasarımıdır. Ulusal düzey, hedefleri ve standartları belirler. Bölgesel düzey, risk haritasını çıkarır ve öncelik setlerini oluşturur. İlçe ve saha düzeyi, uygulama disiplinini ve izlemeyi yürütür. ANAÇİM’in “saha, veri, rapor, karar, uygulama, izleme” döngüsü bu katmanları birbirine bağlar. Böylece yerel veri ulusal kararı besler, ulusal karar yerelde uygulanır, izleme sonuçları yeniden ulusal tasarıma geri döner. Bu, tarımda kurumsal öğrenme üretir.

Bu yaklaşım, aynı zamanda çatışma azaltıcı bir modeldir. Çünkü bölgeler arası kıyas, duyguyla değil veriyle yapılır. Bir bölge “ihmal edildik” dediğinde, karşılık bir tartışma değil, ölçülmüş risk göstergeleri ve öncelik matrisi olur. Kaynak tahsisi şeffaflaştıkça güven artar. Üretici, “sesimi duyan var” duygusunu değil, “verim ve riskim yönetiliyor” güvenini hisseder. Kamu, yangın söndürme refleksinden çıkar, risk yönetimine geçer. Piyasa, belirsizliğin ürettiği sert dalgalanmalardan bir miktar uzaklaşır.

Sonuç olarak 81 il tek dille yönetilemez, çünkü tarım yerel gerçekliği olan bir sistemdir. Yerel gerçeklik olmadan merkezden optimizasyon, iyi niyetli ama düşük isabetli kararlar üretir. Bölgesel akıl ise veriye dayanır, riskleri sınıflandırır, öncelikleri netleştirir, müdahaleyi zamanında yapar ve uygulamayı izleyerek sonuç üretir. ANAÇİM, Türkiye’nin tarımsal karar kalitesini yükseltmek için tam da bu bölgesel aklı kurumsallaştıran bir modeldir.


Yorum Gönder

0 Yorumlar