BÖLGESEL RİSK HARİTASI OLMADAN ULUSAL STRATEJİ OLMAZ

 


BÖLGESEL RİSK HARİTASI OLMADAN ULUSAL STRATEJİ OLMAZ

Su stresi, maliyet baskısı ve hastalık riski karar takvimine girmelidir.

Tarımda ulusal strateji, niyet beyanıyla değil, riskin doğru okunmasıyla kurulur. Çünkü tarım, Türkiye’nin her bölgesinde aynı iklim, aynı su dengesi, aynı maliyet yapısı ve aynı biyolojik baskı altında işlemiyor. Bir havzada su, diğerinde hastalık ve zararlı baskısı, başka bir bölgede ise girdi maliyetleri üretimi kilitleyen ana başlık olabiliyor. Bu nedenle tek tip politika dili, sahada karşılık bulmuyor. Ulusal strateji, ancak bölgesel risk haritası üzerine oturduğunda isabet kazanır.

Bölgesel risk haritası, bir rapor süsü değil, karar mekanizmasının navigasyon cihazıdır. Tarımsal yönetim üç temel soruya net yanıt arar. Nerede risk büyüyor, ne kadar büyüyor, ne zaman müdahale edilmezse sistem kırılıyor. Bu soruların yanıtı yoksa destekler gecikir, planlar yanlış kurulur, fiyat yönetimi reaktif kalır. Üretici, krizi yaşayarak öğrenir, kamu ise kriz çıktıktan sonra toparlamaya çalışır. Stratejik yönetim, krizi yaşamadan görmeyi gerektirir. İşte bu nedenle risk haritası, tarımın erken uyarı mekanizmasıdır.

Bu haritanın omurgasında üç başlık birlikte izlenmelidir. Su stresi, maliyet baskısı ve hastalık riski. Su stresi, artık sadece kuraklık değil, suyun mekansal ve zamansal dağılımındaki bozulma, sulama altyapısı kapasitesi, yer altı su seviyeleri ve üretim deseninin suyla uyumu gibi birden fazla değişkenin toplamıdır. Maliyet baskısı, sadece girdi fiyatı değil, finansmana erişim, nakliye ve iş gücü maliyetleri, enerji fiyatları ve ürünün pazara ulaşma maliyetiyle birlikte değerlendirilmelidir. Hastalık ve zararlı riski ise mevsimsel dalgalanmanın ötesinde, iklim değişkenliğiyle yayılım alanı genişleyen biyotik baskının yönetimi anlamına gelir. Bu üç başlık karar takvimine girmediği sürece, ulusal strateji sahada “geç kalan refleks” üretir.

ANAÇİM modelinin değeri tam burada görünür. Sahayı devlete bağlayan veri köprüsü, risk haritasının hammaddesini sahadan üretir. Standart saha formlarıyla suya ilişkin gözlemler, sulama erişimi, rekolte riski, hastalık yoğunluğu, zararlı baskısı, girdi bulunurluğu ve maliyet hareketleri aynı dilde kayda alınır. Ardından doğrulama adımlarıyla veri güvenilir hale getirilir. Sonra sınıflandırma yapılır ve bölgeler risk bantlarına ayrılır. Böylece politika, “genel destek” yaklaşımından çıkar, “risk odaklı hedefleme” yaklaşımına geçer. Kaynak doğru yere gider, müdahale doğru zamanda yapılır.

Risk haritası olmadan ulusal strateji kurmanın en görünür sonucu, önceliklerin karışmasıdır. Bazı bölgelerde suya yatırım acilken, aynı pakette düşük öncelikli mekanizasyon destekleri öne geçebilir. Bazı ürünlerde hastalık baskısı hızla büyürken, erken uyarı ve mücadele kapasitesi kurulmadan üretim genişletmeye dönük teşvikler devreye alınabilir. Bazı havzalarda maliyet baskısı üretimi daraltırken, pazara erişim ve sözleşmeli yapı güçlendirilmeden üretici “üret, sonra bakarız” döngüsüne sıkışabilir. Bu tür hata zincirleri, sadece bütçeyi değil, güveni de tüketir.

Doğru kurgu şudur. Ulusal strateji, tek bir büyük metin değil, bölgesel risk haritasına bağlı yaşayan bir yönetim sistemidir. Harita düzenli güncellenir, risk bantları zaman içinde izlenir, müdahale eşikleri önceden tanımlanır. Örneğin su stresinde belirli göstergeler bir eşiğin altına indiğinde, sulama önceliği, suya uyumlu ürün deseni ve su verimliliği yatırımları otomatik olarak üst sıraya çıkar. Maliyet baskısı belirli bir seviyeyi aştığında, girdi finansmanı, toplu tedarik, vadeli ödeme ve kooperatif bazlı satın alma modelleri devreye alınır. Hastalık ve zararlı riski yükseldiğinde, izleme, uyarı, biyolojik ve entegre mücadele kapasitesi, eğitim ve saha denetimi hızlandırılır. Bu yaklaşım, tarımı “kriz yönetimi”nden “risk yönetimi”ne taşır.

Sonuç olarak, ulusal strateji ancak sahayı bölgesel risk haritası üzerinden okuyabildiğinde güçlüdür. Su stresi, maliyet baskısı ve hastalık riski karar takvimine girdiğinde, politika gecikmez, kaynak savrulmaz, üretici yalnız kalmaz. ANAÇİM’in hedeflediği kurumsal akıl budur. Sahadan gelen doğrulanabilir veriyi bölgesel risk haritasına dönüştürmek, bu haritayı ulusal stratejinin temel zemini yapmak, sonra da uygulama ve izlemeyle sistemi sürekli iyileştirmek.


Yorum Gönder

0 Yorumlar