Anadolu Çiftçi Meclisi Üyeleri ile Sözleşmeli Tarım Modeli Toplantısı Yapıldı
TARIMKON bünyesinde faaliyet gösteren Anadolu Çiftçi Meclisi (ANAÇİM) üyeleri, tarımda gelir öngörülebilirliğini güçlendirmek, pazar bağlantılarını kalıcı hale getirmek ve üretim planlamasını sahada uygulanabilir bir çerçeveye oturtmak amacıyla Sözleşmeli Tarım Modeli gündemiyle bir araya geldi. Toplantıda, tarladan sofraya uzanan zincirin tüm kritik halkaları aynı masada değerlendirilerek, üretici ile alıcı arasındaki ilişkiyi güvene, standarda ve izlenebilirliğe dayalı bir işleyişe taşıyacak somut bir yol haritası ele alındı.
Toplantının ana çerçevesi, Önce Pazar, Sonra Üretim yaklaşımıyla uyumlu biçimde, üretimin pazar sinyalleriyle hizalanması ve üreticinin sezona belirsizlikle değil, net hedeflerle girmesiydi. ANAÇİM üyeleri, sahada en çok karşılaşılan sorunların başında alım garantisi eksikliği, fiyat dalgalanmaları, girdi maliyetlerinin öngörülemezliği ve kalite standardı belirsizliğinin geldiğini ifade etti. Bu sorunların, yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrası süreçlerde de kayıp ve fireyi artırdığı, finansman yükünü büyüttüğü ve üreticinin motivasyonunu düşürdüğü vurgulandı.
Görüşmelerde sözleşmeli tarımın, doğru tasarlandığında yalnızca bir satış anlaşması değil, aynı zamanda bir üretim ve tedarik yönetimi sistemi olduğu altı çizildi. Bu kapsamda sözleşmenin, ürün miktarı ve fiyat maddelerinin ötesine geçerek kalite standardı, teslim takvimi, izlenebilirlik, girdi kullanım disiplini, saha denetimi, hasat sonrası sınıflandırma ve ödül ceza mekanizmalarını kapsayan bütüncül bir çerçeveye oturtulması gerektiği ifade edildi. Toplantıda, üreticinin haklarını koruyan, alıcı tarafın da süreklilik ve kalite beklentisini güvence altına alan dengeli bir sözleşme yapısının, modelin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğu değerlendirildi.
ANAÇİM’in havza temelli çalışma mantığı doğrultusunda, sözleşmeli tarım modelinin her bölgede aynı şekilde uygulanamayacağı, havza, ürün deseni, su rejimi, iklim riski ve pazar bağlantısı gibi değişkenlere göre farklılaştırılması gerektiği belirtildi. Katılımcılar, aynı ürün grubunda bile bölgeler arasında maliyet yapısı ve verim bantlarının değiştiğine dikkat çekerek, sözleşme parametrelerinin sahaya duyarlı biçimde kurgulanmasının önemini vurguladı. Bu nedenle toplantıda, pilot uygulamaların havza bazlı seçilmesi ve her pilot için ayrı bir operasyon planı hazırlanması önerildi.
Toplantıda ayrıca modelin finansman boyutu ele alındı. Sözleşmeli üretimin, üretici açısından nakit akışı ve girdi finansmanı baskısını azaltacak biçimde tasarlanmasının, sahada benimsenmeyi hızlandıracağı ifade edildi. Bu çerçevede, hasat sonrası mahsuplaşma, kooperatif üzerinden tahsilat disiplini ve planlı üretim onayı gibi mekanizmaların finansman kuruluşlarıyla entegre kurgulanmasının, üreticinin riskini düşüreceği ve üretim sürekliliğini güçlendireceği değerlendirildi.
Toplantının çıktıları, ANAÇİM Genel Sekreterliği koordinasyonunda standart bir rapor formatında derlenerek, modelin uygulanmasına dönük bir “Sözleşmeli Tarım Yol Haritası” taslağına dönüştürülecek. Bu yol haritasında, pilot havzaların seçimi, ürün bazlı kalite standardı setleri, sözleşme şablonları, saha doğrulama ve izlenebilirlik adımları ile uygulama takvimi netleştirilecek. Sürecin izleme ve değerlendirme boyutunda ise ölçülebilir göstergeler üzerinden ilerleme takibi yapılması, modelin sahada gerçek karşılık üretmesini sağlayacak.
ANAÇİM yetkilileri, sözleşmeli tarım modelinin, üretici için gelir öngörülebilirliği, piyasa için arz sürekliliği ve ülke için gıda arz güvenliği açısından stratejik bir araç olduğunu belirtti. Açıklamada, modelin yalnızca teoride kalan bir çerçeve değil, sahada uygulanabilir ve denetlenebilir bir işleyiş olarak kurulması için paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edileceği ifade edildi.

0 Yorumlar